21 Mayıs 2010 Cuma
İzmir
20 Nisan 2010 Salı
Ördekler...Babaeski...Özlem....
Ama yine de bugün tüm yoğunluğumun arasında bir memleket özlemi sardı her yerimi.
Yazayım dedim geçen sene çektiğim fotoğrafları gördüğümde...
Sonra da oturup bu satırları yazdım işte.
Az kaldı dostlar...
Çokk az...
27 Aralık 2009 Pazar
Çam Ağacının Her Hali... Yeni Yılınız Kutlu Olsun...
2009 nasıl geçti diye sorarsanız, bilmiyorum derim size. Belki de her yıl gibi geçti işte. Hüzünlü, sevinçli, şok haberlerle, aramıza yeni katılanlarla, aramızdan ayrılanlarla, hasretlikle geçti 2009. Belki de diğer tüm yıllar gibi. Büyümüş olmanın, anne olmanın ne kadar zor olduğunu iliklerime kadar hissettim bu yıl. Bittiği için sevindiğim eski yılları özlemle andığım zamanlar oldu.İyi ki geldin dediğim zamanlarda... Kötü olaylar yaşadım, iyiler kadar...Biliyorum aslında bir tek kötü olaylar benim başıma gelmiyor ya da bir tek ben yaşamıyorum hayal kırıklıklarını. Ama bilmek bazı şeyleri değiştirmiyor ya da yaşananları hafifletmiyor tabi. Tüm ağırlıkları sırtımda hissetsemde ben bu bir yeni yıl yazısı olacaktı değil mi?
Tamam işte ta kendisi. Kardeşimi çokkk uzaklara askere gönderdiğim, boğazıma kadar tezimle dolu olduğum, artık haber dinlemeye bile korktuğum ve daha buraya yazamayacağım bir çok nedenden dolayı ancak böyle bir yeni yıl yazısı çıkabilirdi. Dedim ya size 2009 benim büyüdüğüm yıl oldu. Kendimle hesaplaştığım, belki barışırım diye umut ettiğim ama başaramadığım....
20 Aralık 2009 Pazar
Gitmek...
30 Mayıs 2009 Cumartesi
Ankara'da Kır Çiçekleri ve Can Yücel Şiirleri....
Başka türlü birşey benim istediğim
Ne ağaca benzer ne de buluta
Burası gibi değil gideceğim memleket
Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava
Nerde gördüklerim,nerde o beklediğim
Rengi başka, tadı başka
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere
Yaşadığından uzun
Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
Ağacın yüksekliğince
Dalın yüksekliğince rüzgârda
Vardığım çimen yeşilliğince
20 Mayıs 2009 Çarşamba
Safranbolu
Önce biraz bilgi vermekte fayda var. Zaten lafada hep böyle başlanır ya. Safranbolu bir İyon prensesi tarafından kurulmuş. Kadın elinin değdiği belli yani. Karabük’ün en büyük ilçesi ve merkezin sadece 9 km uzağında. Ne zaman Karabük'ten çıkıp Safranbolu'ya girdiğinizi anlamıyorsunuz adeta birleşmiş gibiler. Ankara ile uzaklık mesafesi 230 km. Ankara’dan çıkınca 2-2,5 saat sonra Safranbolu’dasınız. Hatta oğlunuzla birlikte trenlerle yarışırken zamanın nasıl geçtiğini bile anlamıyorsunuz...
Eski çağlarda Homeros’un İlyada destanında geçen Paflagonya bölgesinde yer alıyor.. Bilinen en eski tarihi MÖ 3000 yılına kadar uzanıyor . Bir çok uygarlığın egemenliği altına girmiş. Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar, Romalılar, Selçuklular, Çobanoğulları, Candaroğulları ve en son Osmanlı İmparatorluğu. Eee bu kadar medeniyete tanıklık etmiş yerin kültürel zenginliği de fazla oluyor haliyle...
Safranbolu 1994’ten beri Türkiye’de yer alan ve “Dünya Miras Listesi”nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri ve en iyi korunanı. Bunu için buraya “korumanın başkenti” ünvanı verilmiş. (www.whc.unesco.org)
19.yy sonralarına doğru şehrin nüfusu yaklaşık 7500. 1923’de Yunan ortadoks nüfusunun 1923 mübadelesiyle Yunanistan’a göç etmenin sonunda nüfus 500’e düşmüş ve 1940’lara kadar böyle kalmış. 1940’lardan sonra 20.000’ çıkmıştır. 2007 sayımına göre ise 50.000 civarında.
Küçük kapının ne işe yaradığını siz de bizim gibi merak ettiniz mi? Hatta bizim rehberimize ilk sorduğumuz soru buydu. Küçük kapı; handa bir hırsızlık olduğunda kullanıyormuş. Hırsızın bulunması için diğer kapı kapanıyormuş ve herkesin eşyaları tek tek aranarak bu küçük kapıdan dışarıya çıkarılıyormuş. Ne güzel bir uygulama değil mi?
Yemeniciler Arastası
Köprülü Mehmet Paşa Camisine birişik 48 ahşapdükkandan oluşan ve yemeni denilen ayakkabının yapıldığı eski lonca çarşısı
Önemli Osmanlı yapıtlarından olan ve 1622’de yaptırılan Köprülü Mehmet Paşa Cami’sine çarşı içinden büyük kemerli bir kapıyla geçiliyor. 3. Selim’in Sadrazamı İzzet Mehmet Paşa sadrazam olmadan önce bir dönem Safranbolu’da ikamete tabi tutulmuştur. 1796’da yaptırdığı ve kendi adını taşıyan cami 1902/1903 tarihinde onarılmıştır. Cami tümüyle kesme taştandır. Tüm kubbeleri kurşunla kaplıdır. Böylece diğer camilerden ayrılır. 18.yy’da Anadolu’da batı etkilerini yansıtan bir örnek olması açısından dikkati çeken bir eserdir. Safranbolu’nun en büyük camisidir. Kubbesi miğfer şeklindedir.
Güneş saatinin mermeri ağaç dallarının düşüp onu kırmasından dolayı orjinaline uygun olarak değiştirilmiş. Geri kalan herşey bire bir orjinal. Ve bir daha ağaç dallarının onu kırmaması için koruma altına alınmış. Basit tip yatay güneş saatleri sınıfından. Sabah 06:40, akşam 17:20 arasındaki zamanı metal plakanın gölgesine göre gösteriyor. 19.yy ortalarında yapıldığı sanılıyor.